Panik Atak ve Panik Bozukluk

Panik Atak Terapisi

Panik atak yaşayan çoğu kişinin ilk cümlesi benzer oluyor: "Öleceğimi sandım." Kalp hızlanır, nefes yetmiyormuş gibi gelir, göğüs sıkışır, eller uyuşur, baş döner. Bazı kişilerde bedenin ya da çevrenin gerçek dışı geldiği bir his eşlik eder. Atak birkaç dakika içinde en yoğun noktasına ulaşır ve genellikle kendiliğinden geriler; ama geride bir korku bırakır: "ya yine olursa?"

Asıl zorlayıcı olan çoğu zaman atağın kendisi değil, o sorunun hayatı yavaş yavaş daraltmasıdır. Bu sayfada panik atağın nasıl bir döngü kurduğunu ve terapide bu döngüyle nasıl çalıştığımızı anlatıyorum. Görüşmeleri görüntülü olarak yürütüyorum; Kuşadası'ndan da, Türkiye'nin başka bir yerinden de katılabilirsiniz.

Bu çalışma kimler için uygun?

  • Tekrarlayan panik atakları olan ve bir sonrakini bekler hâle gelenler
  • Atak korkusuyla otobüs, AVM, asansör, köprü gibi yerlerden kaçınmaya başlayanlar
  • Kalp çarpıntısı nedeniyle acile başvurup tetkikleri temiz çıkan ama rahatlayamayanlar
  • Yanında biri olmadan dışarı çıkmakta zorlananlar
  • Gece uykudan çarpıntıyla uyananlar
  • Ataklar azalmış olsa da "ya geri gelirse" tedirginliğini sürdürenler

Süreç nasıl ilerliyor?

  1. İlk görüşme

    Atakların ne zaman başladığını, hangi durumlarda ortaya çıktığını ve hayatınızda neleri değiştirdiğini konuşuruz. Daha önce yapılmış tıbbi değerlendirmeleri de bu görüşmede ele alırız.

  2. Döngünün haritası

    Atak öncesinde ne olduğunu, bedende ilk hangi belirtinin fark edildiğini ve o an zihinden neyin geçtiğini birlikte çıkarırız. Panik çoğu zaman bu üçlünün birbirini beslemesiyle büyür.

  3. Beden üzerinde çalışma

    Nefes ve beden farkındalığı çalışmalarıyla, atak sırasında bedende olup bitenle ilişkinizi değiştirmeyi hedefleriz. Amaç belirtiyi bastırmak değil, ona verilen alarm tepkisini azaltmak.

  4. Kaçınmayla çalışma

    Kaçınılan durumlara kademeli ve sizin hızınızda yaklaşırız. Bu adım genellikle sürecin en belirleyici kısmıdır; aceleye getirilmez, birlikte planlanır.

  5. Kalıcılık

    İyileşme sonrası nüksü azaltmak için erken uyarı işaretlerini ve ne yapacağınızı birlikte netleştiririz.

Panik atak ile panik bozukluk aynı şey değil

Panik atak, yoğun korku ya da huzursuzluğun bedensel belirtilerle birlikte ani biçimde yükseldiği bir episoddur. Hayatı boyunca en az bir kez panik atak yaşayan insan sayısı hiç de az değildir; tek başına bir atak, bir tanı anlamına gelmez.

Panik bozukluktan söz edebilmek için atakların tekrarlaması ve kişinin bir sonraki atağa dair sürekli bir kaygı taşıması, ya da bu kaygı yüzünden davranışlarını değiştirmeye başlaması gerekir. Yani belirleyici olan atak sayısı değil, atağın hayatta açtığı alan.

Bu ayrım pratikte önemli: iki farklı durum, farklı bir çalışma temposu gerektirir. İlk görüşmede tabloyu birlikte netleştirir, buna göre bir yol çizeriz.

İlk atakta önce tıbbi değerlendirme

Panik atağın belirtileri kalp, tiroid, solunum ve bazı ilaç yan etkileriyle örtüşebilir. Bu yüzden ilk kez böyle bir tablo yaşadıysanız ya da belirtileriniz değiştiyse, önce bir hekime görünmenizi öneririm. Bu bir formalite değil: doğru başlangıç noktasını belirler.

Tetkikleriniz temiz çıktıysa bu, "bir şeyiniz yok, geçer" anlamına gelmiyor. Yaşadığınız şey gerçek ve üzerine çalışılabilir. Çok sık duyduğum cümlelerden biri de bu: "Bana bir şeyim olmadığını söylediler ama ben kendimi berbat hissediyorum." İkisi aynı anda doğru olabilir.

Bazı durumlarda psikiyatri değerlendirmesi ve ilaç desteği süreci kolaylaştırır. Böyle bir ihtiyaç görürsem bunu açıkça söyler, yönlendirme yaparım. İlaç kararı hekime aittir; ben ilaç önermem.

Panik neden kendini büyütür?

Panik atağın kendine özgü bir kısır döngüsü vardır. Bedende sıradan bir değişim olur — merdiven çıkmışsınızdır, kahve içmişsinizdir, uykusuzsunuzdur. Kalp biraz hızlanır. Zihin bunu tehlike olarak okur: "kalp krizi geçiriyorum." Bu yorum alarm sistemini devreye sokar, beden daha da hızlanır, bu da yorumu doğruluyormuş gibi görünür.

Döngüyü asıl besleyen şey ise sonrasında olan: kaçınma. Ataktan sonra o durumdan uzak durursunuz. Kısa vadede rahatlarsınız, uzun vadede zihin "demek ki gerçekten tehlikeliymiş" sonucunu çıkarır. Böylece kaçınılan alan yavaşça genişler — önce otobüs, sonra AVM, sonra yalnız başına dışarı çıkmak.

Terapide çalıştığımız yer tam olarak burası. Amaç atağı zorla bastırmak değil, bu döngünün halkalarını gevşetmek: bedensel belirtiye verilen anlamı değiştirmek ve kaçınmanın açtığı alanı kademeli olarak geri kazanmak.

Görüşmelerde ne yapıyoruz?

Bilişsel davranışçı yaklaşımı temel alıyorum. Bu, atak sırasında zihninizden geçen yorumları birlikte incelemek ve onları test edilebilir hale getirmek demek. Soyut bir sohbetten çok, somut durumlar üzerinden yürüyen bir çalışma.

Buna beden üzerinden yapılan çalışmalar eşlik eder: nefesin ritmiyle, gerginlikle ve dikkatin nereye gittiğiyle ilgili farkındalık. Bunlar "sakinleşme teknikleri" olarak değil, bedene verilen alarm tepkisini dönüştürmenin bir parçası olarak öğretilir.

Atakların başlangıcında travmatik bir yaşantı varsa — bir kayıp, kaza, ameliyat, zorlayıcı bir olay — EMDR çalışması gündeme gelebilir. Bu her panik tablosunda gerekli değildir; ihtiyaç görürsem gerekçesiyle birlikte konuşuruz.

Ne kadar sürer?

Buna dürüst tek bir cevap yok. Süre; atakların ne zamandır sürdüğüne, kaçınmanın ne kadar yayıldığına, eşlik eden başka bir tablo olup olmadığına ve görüşmeler arasında yapılan çalışmaya göre değişir.

Genel olarak haftada bir görüşmeyle başlanır ve ilerledikçe aralık açılır. Bazı kişilerde odaklı bir çalışma yeterli olur, bazılarında süreç daha uzun sürer. Size gerçekçi olmayan bir süre söylemem; birkaç görüşme sonunda nerede olduğumuzu birlikte değerlendiririz.

Şunu da söylemem gerekir: terapi herkeste aynı sonucu vermez ve hiç kimse bir sonucu garanti edemez. Yapabileceğim, süreci şeffaf yürütmek ve işe yaramadığını düşündüğüm noktada bunu size söylemek.

Acil durumlar

Panik atak rahatsız edici olsa da atağın kendisi bedene zarar vermez. Ancak kendinize zarar verme düşünceleriniz varsa, bu farklı bir durumdur ve beklemeye gelmez.

Böyle bir durumdaysanız 112'yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun. Randevu sistemi acil durumlar için uygun değil; en erken ertesi güne randevu verilebiliyor.

Sık sorulan sorular

Panik atak sırasında ne yapmalıyım?

Atağın birkaç dakika içinde tepe noktasına ulaşıp gerilediğini hatırlamak çoğu kişiye yardımcı oluyor. Nefesi yavaşlatmak, özellikle nefes verişi uzatmak işe yarayabilir. Bu konuda ayrıntılı bir yazı hazırladım; blog bölümünde bulabilirsiniz.

Panik atak kalp krizi olabilir mi?

Belirtiler örtüşebildiği için ilk kez yaşadığınızda ya da belirtileriniz değiştiğinde mutlaka hekime görünün. Değerlendirmeyi bir psikolog yapamaz; bu tıbbi bir karardır.

İlaç kullanmam gerekir mi?

Bu kararı psikiyatri hekimi verir. Bazı tablolarda ilaç süreci kolaylaştırır, bazılarında görüşmelerle ilerlenir. Gerekli gördüğümde yönlendirme yaparım.

Online görüşmeyle panik atak üzerine çalışılabilir mi?

Evet, görüntülü görüşme bu alanda yaygın olarak kullanılıyor. Yalnız akut kriz halleri ve yakın risk taşıyan durumlar online çerçeveye uygun değildir; böyle bir tablo görürsem yönlendirme yaparım.

Ataklarım seyrekleşti, yine de gelmeli miyim?

Atakların seyrekleşmesi iyi bir işaret, ama kaçınma sürüyorsa döngü tam kırılmamış olabilir. Bunu ilk görüşmede birlikte değerlendirebiliriz.

Görüşmeler ne kadar sürüyor?

Görüşme süresini ve çalışma koşullarını randevu teyidi sırasında telefonda netleştiriyoruz.

Konuştuklarım gizli kalıyor mu?

Evet. Paylaştıklarınız üçüncü kişilerle paylaşılmaz. Yasal zorunluluklar ve yaşamsal risk durumları tek istisnadır; bunu ilk görüşmede açıkça konuşuruz.

Aynı gün randevu alabilir miyim?

Randevular en erken ertesi gün için alınabiliyor. Acil bir durumdaysanız 112'yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun.

Döngüyü tanımak, onu gevşetmenin ilk adımı

Uygun günleri görün, size uyan saati seçin. Talebiniz 24 saat içinde telefon veya WhatsApp ile teyit edilir.

Randevu Al

İlgili sayfalar