"Sürekli üstüne gidiyorum ama yine de ders çalışmıyor" cümlesi, öğrenci koçluğu görüşmelerinde ebeveynlerden en sık duyduğum cümlelerden biri. Ebeveynin çabası gerçek olsa da, bazen bu çaba istenmeyen bir sonuç doğurur: çocuk çalışmaktan değil, üzerine gelinmekten kaçınır hâle gelir. Bu yazıda evde çalışma düzenini desteklerken nelere dikkat edilebileceğini anlattım.
Sık yapılan hata: kontrolü artırmak
Çocuk çalışmadıkça ebeveyn daha sık sorar, daha sık kontrol eder. Kısa vadede bu bir miktar işe yarayabilir; ama uzun vadede çocuğun kendi motivasyonunu geliştirmesini engeller. Çocuk, çalışmayı kendi kararı olarak değil, ebeveyni susturmak için yapılan bir şey olarak görmeye başlar.
Bunun yerine sorumluluğu kademeli olarak çocuğa bırakmak — önce birlikte bir plan kurup sonra uygulamayı ona bırakmak — uzun vadede daha kalıcı bir düzen kurar.
Genel yerine somut konuşmak
"Daha çok çalışmalısın" cümlesi çocuk için ne yapması gerektiğini söylemez. "Bugün matematik ödevini akşam yemeğinden önce bitirelim mi" gibi somut, zaman çerçeveli bir öneri, çocuğun neyi nasıl yapacağını görmesini sağlar.
Aynı somutluk, övgü için de geçerlidir: "Aferin" yerine "Bugün kendi başına oturup çalışmaya başlaman güzeldi" demek, hangi davranışın değerli görüldüğünü netleştirir.
Ortam ve düzen
Sabit bir çalışma saati ve yeri, her seferinde yeniden karar vermek zorunda kalmadan başlamayı kolaylaştırır. Telefon ve diğer dikkat dağıtıcıların çalışma alanının dışında tutulması, çocuğun kendi iradesiyle mücadele etmesini gerektirmez.
Molaların planlı olması da önemlidir. Kesintisiz uzun çalışma blokları, çoğu çocuk için sürdürülebilir değildir; kısa ve düzenli molalarla bölünmüş bir program genellikle daha iyi işler.
Sınav kaygısı fark ettiğinizde
Çocuğunuz sınav öncesi aşırı gerginlik, uyku sorunu ya da fiziksel belirtiler (mide bulantısı, baş ağrısı) yaşıyorsa, bu basit bir "tembellik" ya da "disiplinsizlik" meselesi olmayabilir. Bu durumda yapılandırılmış bir destek, çocuğun hem kaygısını hem çalışma düzenini birlikte ele almasına yardımcı olabilir.
Ne zaman dışarıdan destek almalı?
Evde denenen yöntemler işe yaramıyorsa, çatışma sürekli hale geldiyse ya da sınav kaygısı günlük hayatı belirgin biçimde etkiliyorsa, dışarıdan yapılandırılmış bir destek almak anlamlı olabilir. Öğrenci koçluğunda amaç, çocuğun kendi çalışma biçimini fark etmesi ve sürdürülebilir bir düzen kurmasıdır — ebeveynin yerini almak değil, ona da bu süreçte nasıl destek olabileceğini göstermektir.
Yaş grubuna göre yaklaşım değişir
İlkokul çağındaki bir çocukla ortaokul ya da lise çağındaki bir öğrenciye aynı yaklaşımla yaklaşmak genellikle işe yaramaz. Küçük çocuklarda düzen büyük ölçüde ebeveyn tarafından kurulur ve desteklenir; ergenlik döneminde ise özerklik isteği arttığı için aşırı kontrol, işbirliğini değil direnci artırır.
Ergen bir çocukla çalışırken "sana ne yapman gerektiğini söylemeyeceğim, ama planı birlikte kuralım" yaklaşımı, "şunu şöyle yap" demekten çok daha etkili sonuç verir. Çocuğun yaşına uygun sorumluluk düzeyini bulmak, düzenin kalıcı olmasının anahtarıdır.
Kardeşler arasında karşılaştırma yapmamak
"Ablan bu yaşta çok daha düzenliydi" gibi cümleler, çoğu zaman iyi niyetle söylense de çocuğun kendine olan güvenini zedeler ve motivasyonu düşürür. Her çocuğun çalışma biçimi, dikkat süresi ve ilgi alanları farklıdır; bir kardeşe işleyen yöntem diğerine işlemeyebilir.
Karşılaştırma yerine, çocuğun kendi geçmiş performansıyla kıyaslanması ("geçen aya göre daha erken başladın") hem daha adil hem daha motive edicidir.
Çalışma düzenini birlikte kurmak isterseniz
Uygun günleri görün, size en uygun saati seçin. Talebinizi 24 saat içinde teyit ediyorum.